Menu

Çağatay Türkçesinin Gelişimi

Çağatay terimi Cengiz Han’ın ikinci oğlu Çağatay’dan gelmektedir. Cengizhan, İmparatorluğunu ölümünden önce çocukları arasında paylaştırmıştır ve Çağatay’a da Doğu Türkistan’dan Maveraünnehir’e kadar olan bölge düşmüştür.

 

Çağatay kelimesi, ilk zamanlarda Çağatay han sülalesini ve bu sülale tarafından kurulan devleti ifade eden bir terim olmuştur. Sonraları ise Çağatay sülalesinin egemenliğindeki topraklarda yaşayan Türk ve Türkleşmiş toplulukları karşılayan bir tanım oldu. Timur hakimiyeti döneminde imparatorluğun bütün ahalisi için Çağatay terimi kullanılmıştır. Çağatay Türkçesi, Çağatay Edebiyatı ya da Çağatayca terimleri farklı araştırmacılar tarafından benimsenmiştir.

Avrupa Türkolojisine baktığımızda yaygın olarak benimsenmiş Çağatayca’nın ilk olarak H. Vambery tarafından kullanıldığını görüyoruz. Çağatay Türkçesi, Orta Asya Türk toplulukları tarafından edebiyat dilinin yanı sıra diplomasi ve resmi yazı dili olarak 20.yüzyıla kadar kullanılmıştır.

 

13.-14. yüzyıllarda Çağatay İmparatorluğu içerisinde gelişen Çağatayca’yı Fuat Köprülü şu dönemlere ayırır;

 

  • Erken Devir Çağataycası (13.-14.yüzyıllar)
  • Klasik Öncesi Çağatayca (15.yüzyılın ilk yarısı)
  • Klasik Çağatayca (15.yüzyılın ikinci yarısı)
  • Klasik Çağatayca’nın Devamı (16.yüzyıl)
  • Çöküş Devri (17.-19.yüzyıl)

 

Batı Türklüğünün sınırlarını belirleyen bölgelerde yer alan ve çoğunluğun Oğuzlara dayanan Türk toplulukları Batı Türkçesi/Osmanlı Türkçesini yazı dili olarak kullanmışlardır. Doğu sınırında kalan Türk toplulukları ise Doğu Türkçesini yazı dili olarak kullanmışlardır. Bu dilin Türkolojideki ismi ise Çağatay Türkçesidir.

 

Çağatay Türkçesi eski Türk edebî yazı dilinin devamı niteliğinde bir yazı dilidir bunun yanında birçok Türk halkının da yüzlerce yıl ortak yazı dili olmuştur. Nitekim Batı Oğuzlarının kullandığı Osmanlı Türkçesi dışında, 16-19. yüzyıllarda bütün Türk halkları Çağatay Türkçesi ile yazmayı tercih etmişlerdir.

Çağatay Türkçesinin Klasik Dönem Öncesi ve Klasik Dönemi daha ayrıntılı olarak araştırılmış olsa da 16-19. yüzyıllardaki durumu Türk dili tarihi açısından yeteri kadar incelenmiş sayılmaz.

Bu sitedeki yazı, görsel ve diğer tüm materyaller telif hakkı kapsamında olup lisansı ile korunmaktadır. TürkDili.com site yönetiminin yazılı izni olmadan materyallerin tamamının veya bir kısmının kopyalanması, dağıtılması, başka mecralarda yayınlanması suç teşkil eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir