Menu

Kutadgu Bilig Hakkında

İslami dönem Türk edebiyatının ilk eseri olan Kutadgu Bilig, 11. yüzyılın başlarında Balasagun’da doğmuş olan Yusuf Has Hacip’e aittir. Balasagun’da yazmaya başladığı Kutadgu Bilig adlı kitabını 1069 yılında Kaşgar’da tamamlayarak Karahanlı hakanlarından Tabgaç Buğra Han’a sunmuştur.

Türk tarihi kaynaklarında Karahanlılar dönemi hakkında yeteri kadar bilgi olmadığı gibi, Balasagunlu Yusuf Has Hacip hakkında da bilgiler yeteri kadar yoktur.

M.S. 1017-1019 yılları arasında doğduğu rivayet edilmektedir. İyi bir eğitim görmüştür. çağının geçerli bilimlerinin yanı sıra Arapça ve Farsça’da öğrenmiştir.

1077 yılında Kaşgar’da vefat etmiştir. Türbesi de bu kenttedir. Karahanlı devleti zamanında yaşayan Yusuf Has Hacip, temel eğitimini Balasagun’da almıştır. Kendisine önceden Balasagunlu Yusuf denilirken, daha sonra Has Hacip unvanını almıştır.

Türk dili ve edebiyatı için temek bir eser olan Kutadgu Bilig ( Kutlu kılan bilgi) kitabının yazarıdır. 6645 beyitlik bir eser olan Kutadgu Bilig Allah’a hamd, Peygamber’e ve Dört Halifeye teşekkürlerle başlar.

Yusuf Has Hacip, Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır. İlk nazım şekli olan mesneviyi de o kullanmıştır. Bu nedenle ona Yusuf Has Hacip denilmektedir.

Eserin temelinde kâmil insan kavramı yatmaktadır. Özellikle insanı geliştiren ve güçlendiren faziletler dikkati çeker: Bilgi edinmek, okumak, güzel yazmak, çeşitli bilimlere sahip olmak, sevilen millî sporlara ve maharetlere değer vermek başta gelir. Bir yönü ile bir nasihatname niteliğinde olan Kutadgu Bilig, başka bir yönü ile de bir siyasetname karakterindedir.

Eserin Kahramanları:

Kün-Togdı “Gün Doğdu” Hükümdar Adalet
Ay-Toldı “Dolunay” Vezir Mutluluk
Ögdülmiş “Övülmüş” Bilge:Vezirin oğlu Akıl (ya da Bilgi)
Odgurmış “Uyanmış” Derviş:Vezirin akrabası Akıbet (Yaşamın sonu)

 

Kutadgu Bilig’in Uygurca olan ilk nüshası 1439’da Herat’da bulunmuştur. Bulunan ikinci bir nüshası Arapça’dır. Kitabın ilk baskısı 1900’de Radloff tarafından yapılmıştır.

Eserden bir bölüm:

Kitabıma, okuyana mutluluk getirsin, ona doğru yolu getirsin diye Kutadgu Bilig adını koydum. Ben sözlerimi söyledim,düşüncelerimi yazdım. Bu kitap her iki dünya için de doğruyu gösteren bir rehberdir,yardımcı bir eldir. Dosdoğru bir söz söyleyeyim size: Her iki dünyayı da devletle elinde tutabilecek kişiden daha mutlu kimse yoktur. Önce Gündoğdu’yu tanıtayım. O hükümdardır, doğru yasayı (töre) temsil eder. Aydoldu ile mutluluk güneşi doğar, o da mutluluğun(kut)temsilcisidir. Öğüdülmüş aklı, Odgurmuş akıbeti temsil eder. Ben sözlerimi bu dört değer (doğru yasa,mutluluk,akıl,akıbet) üzerine kurdum. Okuduğunda anlayacaksın,dikkat et.

Orijinal metinden ve günümüz Türkçesine çevirisinden birer bölüm:

Sözüm söyledim men bitidim bitig
Sunup iki ajunnı tudgu elig

Kitap atı urdum Kutadgu Bilig
Kutadsu olıglıka tutsu elig

Kişi iki ajunnı tutsa kutun
Kutadmış bolur bu sözüm çın bütün

Bu Kün-Togdı ilig tidim söz başı
Yörügin, ay ayın ay edgü kişi!

Günümüz Türkçesi:

Sözümü söyledim ben kitabı yazdım
Uzanıp iki dünyayı tutan bir eldir

Kitabın adını koydum Kutadgu Bilig
Kutlu olsun okuyana, elini tutsun

Kişi iki dünyayı kutla tutarsa,
Kutlanmış olur, bu sözüm doğru, bütündür

Önce Kün-Togdı beyden söze başladım.
Yorarak açıklayım, ey iyi kişi!

 

 

Kutaggu Bilig’den Günümüz Türkçesine seçme sözler:

  • Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
  • Allâh’a sığın, onun emrine itaatsizlik etme!
  • Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
  • Allah’tan ne gelirse ona râzı ol!
  • Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
  • Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.
  • Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..
  • Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
  • Bütün halka içten gelen merhamet göster.
  • Bütün iyilikler bilginin faydasıdır. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur.
  • Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
  • Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
  • Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
  • Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
  • Dünya ve âhireti her ikisini birden elde etmek istersen, şu birkaç işi bırakma; muktedirsen bunları mutlaka yerine getir!
  • Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
  • Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
  • İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah’a kulluk et ve O’nun kapısına yüz sür.
  • Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.
  • Hiç bir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.
  • Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.
  • Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.
  • Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hakim ol.
  • Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.
  • İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.
  • Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.
  • İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
  • İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir. Mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebalı altında kalır.
  • Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.
  • Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.
  • Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap.
  • Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.
  • Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.
  • Gönlünü ve dilini doğru tut!
  • Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.
  • Halka faydalı ol, onlara zarar verme!
  • Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.
  • Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.
  • Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.
  • Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.
  • İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.
  • İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.
  • İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
  • İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.
  • İnsana insanlığı nisbetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.
  • İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.
  • İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.
  • İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!”
  • Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.
  • Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.
  • Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.
  • Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.
  • Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.
  • Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.
  • Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.

 

Yusuf Has Hâcib bu yapıtında bilimin değerini de tartışır. Ona göre, alimlerin ilmi, halkın yolunu aydınlatır; “ilim, bir meşale gibidir; geceleri yanar ve insanlığa doğru yolu gösterir. Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir. Eğer dikkat edilirse, bir alimin ilminin diğerinin ilminden farklı olduğu görülür. Mesela hekimler hastaları tedavi ederler; astronomlar ise yılların, ayların ve günlerin hesabını tutarlar. Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır. Alimler, koyun sürüsünün önündeki koç gibidirler; başa geçip sürüyü doğru yola sürerler.”

Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir.

 

Kutadgu Bilig’in özellikleri şunlardır:

  • Kutadgu Bilig, Hakaniye lehçesiyle yazılmış, didaktik bir eserdir.
  • “Mutluluk veren bilgi” anlamına gelmektedir.
  • İnsana her iki dünyada gerçekten kutlu olmak, mutlu yaşamak için gerekli yolu göstermeyi amaçlayan bu kitap, aruz vezni ile yazılmıştır.
  • Nazım şekli mesnevidir. Ayrıca içerisinde pek az miktarda dörtlükler de vardır.
  • Edebiyatımızda aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser olarak kabul edilmektedir.
  • Eserde adaleti, aklı, saadeti ve devleti temsil eden dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla yazar, devlet idaresinin ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğini anlatır.
  • Kutadgu Bilig, Karahanlılar çağının siyasi ve kültürel bakımdan önemli bir merhalesini temsil eder.
  • Kutadgu Bilig, alegorik bir münazara karakterindedir. Münazaranın kahramanları dört kişiden ibaret olmakla beraber, genel olarak ağırlık noktalarını, iki kişi arasındaki konuşmalar oluşturur. (Kün-toğdı: kanun; Ay-toldı: saadet; Ögdülmiş: akıl; Odgurmış: akıbet)
  • Kutadgu Bilig, dil özellikleriyle olduğu kadar düşünce derinliği ve zevk inceliğiyle de yeni bir çığır açan eserlerdendir.

Kutadgu Bilig İçindeki Tüm Bölümler (Sayfa İndexi)

Eser, 6645 beyit, 85 bâbdan oluşmaktadır. Beyit numaraları parantez içinde belirtilmekle birlikte 85 bâb aşağıdaki gibidir:

  • Mensûr Mukaddime(1-38)
  • Manzûm Mukaddime (1-77)
  • (Kutadgu Bilig)
  1. Tanrı Azze ve Cellenin Medhi (1-33)
  2. Peygamber Aleyhi’s-Selâmın Medhi (34-48)
  3. Dört Sahâbenin Medhi (49-62)
  4. Parlak Bahar Mevsiminin ve Büyük Buğra Han’ın Medhi (63-123)
  5. Yedi Yıldız ve On İki Burç (124-147)
  6. İnsanoğlunun Değerinin Bilgi ve Akıldan Geldiği (148-161)
  7. Dilin Meziyeti ve Kusru, Faydası ve Zararı (162-191)
  8. Kitap Sahibinin Özrü (192-229)
  9. İyilik Etmenin Medhi ve Faydaları (230-286)
  10. Bilgi ile Aklın Meziyet ve Faydaları (287-349)
  11. Kitabın Adı, Mânası ve Yazarın İhtiyarlığı (350-397)
  12. Sözün Başı: Hükümdar Kün Togdı Hakkında (398-461)
  13. Ay-Toldı’nın Hükümdar Kün-Toldı Hizmetine Girmesi (462-580)
  14. Ay-Toldı’nın Hükümdar Kün Togdı’nın Huzuruna Çıkması (581-619)
  15. Ay-Toldı’nın Hükümdara Kendisinin Saâdet Olduğunu Söylemesi (620-656)
  16. Ay-Toldı’nın Hükümdara Devlet Sıfatını Söylemesi(657-764)
  17. Hükümdar Kün Togdı’nın Ay-Toldı’ya Adâlet Vasfını Söylemesi (765-791)
  18. Hükümdar Kün Togdı’nın Ay-Toldı’ya Adâlet Vasfının Nasıl Olduğunu Söylemesi (792-954)
  19. Ay-Toldı’nın Hükümdara Dilin Fazîletini ve Sözün Faydalarını Söylemesi (955-1044)
  20. Saâdetin Devamsızlığı ve İkbâlin Dönekliği (1045-1157)
  21. Ay-Toldı’nın Oğlu Ögdülmiş’e Nasîhat Vermesi (1158-1277)
  22. Ay-Toldı’nın Oğlu Ögdülmiş’e Öğüt Vermesi (1278-1341)
  23. Ay-Toldı’nın Hükümdar Kün Togdı’ya Vasiyetnâme Yazması(1342-1547)
  24. Hükümdar Kün Togdı’nın Ögdülmiş’i Çağırması(1548-1580)
  25. Ögdülmiş’in Hükümdar Kün Togdı’nın Huzuruna Çıkması (1581-1590)
  26. Ögdülmiş’in Hükümdar Kün Togdı’nın Hizmetine Girmesi (1591-1849)
  27. Ögdülmiş’in Hükümdara Aklın Tarifini Söylemesi (1850-1920)
  28. Ögdülmiş’in Beyliğe Layık Bir Beyin Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (1921-2180)
  29. Ögdülmiş’in Beylere Vezir Olacak Kimsenin Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2181-2268)
  30. Ögdülmiş’in Hükümdara Kumandanın Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2269-2434)
  31. Ögdülmiş’in Hükümdara Ulu Hâcib’in Nasıl Bir İnsanOlması gerektiğini Söylemesi (2435-2527)
  32. Ögdülmiş’in Hükümdara Kapıcı-Başının Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2528-2595)
  33. Ögdülmiş’in Hükümdara Elçi Olarak Göndermek İçin Nasıl Bir İnsan olması gerektiğini Söylemesi (2596-2671)
  34. Ögdülmiş’in Hükümdara Kâtibin Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2672-2742)
  35. Ögdülmiş’in Hükümdara Hazinedarın Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2743-2827)
  36. Ögdülmiş’in Hükümdara Aşçı-Başının Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2828-2882)
  37. Ögdülmiş’in Hükümdara İçkici-Başının Nasıl Olması gerektiğini Söylemesi (2883-2956)
  38. Ögdülmiş’in Hükümdara Hizmetkârların Beyler Üzerindeki Haklarının Neler Olduğunu Söylemesi (2957-3186)
  39. Hükümdar Kün Togdı’nın Odgurmış’a Mektup Yazıp Göndermesi (3187-3288)
  40. Ögdülmiş’in Odgurmış’ı Ziyaret Etmesi (3289-3317)
  41. Odgurmış’ın Ögdülmiş İle Münâzara Etmesi (3318-3511)
  42. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Dünyanın Kusurlarını Söylemesi (3512-3645)
  43. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Dünya Vâsıtası ile Âhiretin Kazanılmasını Söylemesi (3646-3712)
  44. Odgurmış’ın Hükümdara Mektup Yazıp Göndermesi (3713-3895)
  45. Hükümdar Kün Togdı’nın Odgurmış’a İkinci Mektubu Göndermesi (3896-3970)
  46. Odgurmış’ın Ögdülmiş İle İkinci Defa Münâzara Etmesi (3971-4030)
  47. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Beylere Hizmet Etmenin Usûl ve Nizâmını Söylemesi(4031-4164)
  48. Öğdülmüş’ün Kapıdaki Hizmetkârlar İle Nasıl Geçinileceğini Söylemesi (4165-4319)
  49. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Avâm ile Nasıl Münâsebet Kurulması gerektiğini Söylemesi (4320-4335)
  50. Ali-Evlâdı İle Münâsebet (4336-4340)
  51. Âlimler İle Münâsebet (4341-4354)
  52. Tabipler İle Münâsebet (4355-4360)
  53. Efsûncular İle Münâsebet (4361-4365)
  54. Rüyâ Tâbircileri İle Münâsebet (4366-4375)
  55. Müneccimler İle Münâsebet (4376-4391)
  56. Şâirler İle Münâsebet (4392-4399)
  57. Çiftçiler İle Münâsebet (4400-4418)
  58. Satıcılar İle Münâsebet (4419-4438)
  59. Hayvan Yetiştirenler İle Münâsebet (4439-4455)
  60. Zenâat Erbâbı İle Münâsebet(4456-4468)
  61. Fakirler İle Münâsebet (4469-4474)
  62. Evlilik (4475-4503)
  63. Çocuk Terbiyesi (4504-4526)
  64. Hizmetçilere Nasıl Muâmele Edileceği (4527-4572)
  65. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Ziyâfete Gitme Âdabını Söylemesi (4573-4643)
  66. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Ziyâfete Davet Usûlünü Söylemesi (4644-4679)
  67. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Dünyadan Yüz Çevirip, Olana Kanâat Ettiğini Söylemesi (4680-4933)
  68. Hükümdar Kün Togdı’nın Odgurmış’ı Üçüncü Defa Davet Etmesi (4934-5030)
  69. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Gelmesi (5031-5034)
  70. Hükümdar Kün Togdı’nın Odgurmış İle Görüşmesi (5035-5131)
  71. Odgurmış’ın Hükümdara Öğüt vermesi (5132-5466)
  72. Ögdülmiş’in Hükümdara Memleketi Tanzim Etme Usûlünü Söylemesi (5467-5631)
  73. Ögdülmiş’in Geçen yaşamına Acıyarak, Tövbe Etmesi (5632-5720)
  74. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Tavsiyede Bulunması (5721-5761)
  75. Doğruluğa Karşı Doğruluk, İnsanlığa Karşı İnsanlık Gösterilmesi (5762-5952)
  76. Odgurmış’ın Hastalanarak, Ögdülmiş’i Çağırması (5953-5992)
  77. Ögdülmiş’in Odgurmış’a Rüya Tâbirini Söylemesi (5993-6031)
  78. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Rüya Gördüğünü Söylemesi (6032-6036)
  79. Ögdülmiş’in Odgurmış’ın Rüyasını Tâbir Etmesi (6037-6046)
  80. Odgurmış’ın Bu Rüyaya Başka Bir Tâbir Söylemesi (6047-6086)
  81. Odgurmış’ın Ögdülmiş’e Nasîhat Etmesi (6087-6285)
  82. Kumaru’nun Ögdülmiş’e Odgurmış’ın Ölüdüğünü Söylemesi(6286-6292)
  83. Kumaru’nun Ögdülmiş’e Baş Sağlığı Dilemesi (6293-6298)
  84. Ögdülmiş’in Odgurmış İçin Matem Tutması (6299-6303)
  85. Hükümdarın Ögdülmiş’e Baş Sağlığı Dilemesi (6304-6520)
  • (eklemeler)
  1. Gençliğine Acıması ve İhtiyarlığı (6521-6564)
  2. Zamanın Bozukluğu ve Dostların Cefâsı (6565-6604)
  3. Kitap Sahibi Yusuf’un Kendisine Nâsîhat Etmesi (6605-6645)

Yusuf Has Hâcib Kimdir?

Yusuf Has Hâcib, XI.yüzyıl şairlerinden. Bugünkü Kırgızistan’da Çu ırmağı vadisinde bulunan Balasagun’da 1017-1018-1019 yılları dolaylarında doğduğu sanılıyor. Yaşamı üzerine bilinenler sınırlı olınakla birlikte, yapıtı Kutadgu Bilig’den anlaşıldığına göre, iyi bir öğrenim görmüş, çağdaş bilimlerin yanı sıra Arapça, Farsça da öğrenmişti.

Kutadgu Bilig’i Balasagun’da yazmaya başladı, 1068’de memleketinden ayrılıp Doğu Karahanlı devletinin başkenti olan Kaşgar’a gitti. 1069’da tamamladığı yapıtını Hakan Buğra Han’a (ölm. 1103) sundu. Hakan da onu has hacib (mabeyinci) yaparak ödüllendirdi. Yapıtını yazdığı sıralar 50 yaşlarında ve hastalıklı bir kişi olan Yusuf Has Hacib’in ölüm yılı tam olarak bilinmiyor, 1077 yılında Kaşgar’da öldüğü tahmin ediliyor. Mezarının yeri de belli değildir.

 

Kutadgu Bilig hakkında hazırlamış olduğumuz slayt gösterisini indirmek için tıklayın

 

Bu sitedeki yazı, görsel ve diğer tüm materyaller telif hakkı kapsamında olup lisansı ile korunmaktadır. TürkDili.com site yönetiminin yazılı izni olmadan materyallerin tamamının veya bir kısmının kopyalanması, dağıtılması, başka mecralarda yayınlanması suç teşkil eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir